20/4/2008 - Şehre dar gelen bir hayalin tam ortasında...
Acılar biriktiriyorum masum avuçlu çocukların yüreklerinde..!
Şehre dar gelen bir hayalin tam ortasında.. Kederler çoğaltıyorum yırtık ceplerimde...
An geliyor bir ülkeye bölünüyor yüreğim ve an geliyor dünya oluyor acımasızlığın yamacında yüreğim… Saklı düşlerimin o en kayıp adreslerinde bir masala dönüyor sözlerim..
Zamansızlığıma sığdıramadığım derin acılar saklı şimdi kimliksiz düşlerimde..!
Ben bir şehre çekip giderken bir ülkeye dönüyor yüreğim..
Ben, şehir ve ülke, iki bağımsız hayal atlası ve tam ortasında masum avuçlu bir çocuk yüreği…
Bütün terkedişlerime bir kandil yakıyorum gecenin sustuğu bu anda..!
Bütün hayal kırıklıkları, bütün sıradanlıklar ve bütün mavi olmayan aşklar birer birer kapı çalıp, çekip gidiyorlar...
Oysa bir yıldız sararken gamlı düşlerime, ve kelimeleri hüznün rengine
boyarken, Ardımda yaşayamaycağım her şey bir uçurum olup çıkıyor
karşıma..!
Zamanı karalıyorum silikleşen yazılarımın içinde ve göğün karanlığına
hicran yazıyorum.. Siz sabaha soyunup uyurken bense gecenin tam koynunda...
Adını bile bilmediğim bütün sözlerin esaretini yaşıyorum..
Bütün savunmasız korkularımın cesur bir savaşçısıyım sanki şuan...
Ayrılıkların o kapanmaz yara gibi duran bütün ayraçlarını kaldırıyorum...
Tuz basıyorum özlemden çatlayan yüreğimin yarasına..!
Akşamlar geceye soyunup dururken
ve çekip giderken bütün eşgali yıldızların,
ben göğe yükseliyorum sanki..! Upuzun yolların umutlara bağlandığı uzak bir kentin en ücra yerinde
masalsı bir güzelliğe kapılıyor gülüşlerim...
Ve acılar biriktiriyorum hiç durmadan
minicik avuçlu çocukların gül kokan yüreklerinde..!
Şehre dar gelen bir hayalin ortasında ben
kederler çoğaltıyorum yırtık ceplerimde...
Sensizlikten kalma yanımın miladı aşk hüzünbazlığında
hasrete dokunuyor umarsızca ellerim...
Gemisi batmak üzere olan bir kaptan gibiyim tıpkı..
Gemi batıyor ve ben boğuluyorum…
Dayanılmaz korkular ve kaygılar var içimde..
Bitip giden bir ömrün sonbaharında
ilk yaz sevmelerim var umuda yazılı mısralarımda... Öyle çok şey varki dayanılmaz durur ruhumun çarmıha gerilmiş umutsuzluklarında..! Varların bir an da yoklara karıştığı bu hayat yokuşunda Karanfil işlemeli mendillere sarıyorum şimdi bütün gülüşlerimi..
Ve gecenin son yıldızıyla sana göndereceğim belki..!
Belki benim yerime o dokunacak tenine..!
Belkide bu firari dokunuşlarım kaybolacak teninin gizemli evreninde..!
Gözyaşlarım ıslatacak yüreğinde kuruyan düşten güzel çiçekleri..! Ama sen
bilmeyeceksin... Belkide göremeyeceksin bir karanfilin gülücüğünü ve ağlarken kaybedeksin
yüreğinde aşka dair bütün karanfilli sözlerimi... Ve son bakışlarımda
ıslanacak bütün terkedişlerim...
Zamanın en kötümser yerinde uzak bir şehirde,
Sensizliğin senli yokuşlarından çıkacağım ben...
Masum çocukların gülüşlerinden de çalıp, yırtık ceplerime dolduracağım.. Sensiz yaşamayı,
sensizliğin coğrafyasında bırakıp,
bambaşka bir iklimden hayaller
çalarak,
Sana ve aşka dair ne varsa yüreğimde unutacağım...
|